Tabii ki dayanıklı. Evet; sanırım hepimiz bu cevabı verdik. Peki nereden biliyoruz dayanıklı olduğunu. Elimizde herhangi bir belge doküman var mı? Mesela Beton kalitesini gösterir bir belgemiz var mı? Binamızda kullanılan betonun dayanımı ile ( varsa ! ) projesindeki beton dayanımı aynı mı? Peki ya inşaatımızda kullandığımız demirle ilgili herhangi bir kalite belgemiz var mı? Acaba demirimiz standartlara uygun dayanımda mı? Acaba projeye uygun bir işçilikle mi işlenmiş. Bir kalite raporu, bir fotoğraf var mı elinizde? Cevaplarınızı duyar gibiyim... Hayır!, Bilmiyorum! Onlar da ne?
Peki neden evet elbette evlerimiz depreme dayanıklı dedik. Söyleyeyim: Evimin Temelini gördüm; Böyle bir temel yok! o kadar çok demir atılmıştı ki! Muazzam... Binanın yalnız temeline 40 ton demir attık. Çok iyi beton döktük bir metreküpüne 6 torba çimento attık (veya 300 dozlu beton kullandık).
Halbuki bilmeyiz ki fazla demir zarar. Bir kirişe veya döşemeye gereğinden az demir attığımızda çatlayacağı gibi fazla demir attığımızda da çatlayacaktır. Yani çok demir atarak binamızı sağlam yapamayız. Uygun miktarda demir kullanmamız gerekir.
Aynı zamanda sadece çimento miktarıyla iyi beton elde edemeyiz. Betonu oluşturan ana malzeme agrega dediğimiz kum ve çakıldır. Betonda bulunma oranı %70’tir. Yani betonun dayanımını (sağlamlığını) belirleyen ana etken betonu oluşturan agregadır. Bir diğer önemli husus ta su/çimento oranıdır. Yani taze betona katılan su miktarıdır. Ne kadar çok çimento katarsak katalım; kullandığımız agregayı yıkayıp eleme işlemine tabi tutmadan, su/çimento oranını uygun ölçüye getirmeden kaliteli beton elde edemeyiz.
Bir yapının güvenliği yapıyı meydana getiren unsurların bir arada ve standartlarına uygun olması ile sağlanabilir. Bu nedenle her bir kriterin standart değerde olması gerekir. Bir yapının güvenliğini statik sistem, beton kalitesi, donatı çeliği, malzeme, işçilik, zemin durumu gibi kriter değerlerin çarpımı sonucu oluşan toplam değer olarak kabul edersek bu çarpımda çarpanlardan birinin değeri, örneğin beton kalitesi çok düşük veya sıfıra yakın ise şüphesiz çarpım sonucu da sıfıra yakın veya sıfır olur.
17 Ağustos Marmara depremi Afyon Sultandağı depremi ve Bingöl depremi sonrası deprem bölgelerinde yapılan incelemeler, yapılarda meydana gelen hasarların, zemin sorunları yanında çeşitli işçilik, malzeme, statik sitem sorunlarıyla, teknik kusurlardan kaynaklandığını göstermiştir.
Esasen yıkılan bu binalarda kullanılan betona, beton demek doğru değildir. Yıkanmamış malzemeden imal edilen ve içerisinde her büyüklükteki taş parçaları mevcut olan bu betonlarda; beton parçalarının elle koparılabilecek kadar kalitesiz olduğu gözükmektedir. Bu yapıların yıkılmasının en önemli nedenlerinden biri hiç kuşkusuz çok düşük bir beton kalitesi ve çok kötü bir işçilik olduğunu söyleyebiliriz.
Çöken bu yapılarda kullanılan beton yıkanmamış, elenmemiş, malzemeden (kum-çakıl) imal edilmiş, su/çimento oranı standartlara aykırı, dozu yetersiz, elle karıştırılarak vibratörsüz dökülen betonlardır. Betonarme yapıları meydana getiren en önemli malzeme betondur. Beton dayanımı çok düşük olursa yapının olası bir depremde çökmesi kaçınılmaz olur. Vibratörsüz beton dökülmemelidir. Ayrıca beton çok sıcak havalarda dökülürse suyu hızla kaybeder ve çatlama yapabilir. Beton sulanmazsa yanar mukavemetini kaybederek el ile ufalanacak hale gelebilir. Beton döküldükten sonra betonu korumak için üzerine hasır veya koruyucu malzemeler konulmak veya sulama yöntemiyle betonu nemli tutmak gerekmektedir.
Sertleşmiş betonu nemli tutmak için uygulanan yöntem sulama yöntemidir. En düşük maliyetli ve uygun bir yöntemdir. Sertleşmiş betonun sürekli olarak suya ihtiyacı vardır. Bu ihtiyaç o kadar büyük bir ihtiyaçtır ki biz teknik elemanlar taze betondan aldığımız numuneleri 28 gün boyunca suyun içerisinde bekletip daha sonra deneye tabi tutarız. Buradan da anlaşılacağı üzere betonu; sabah-akşam, sabah-öğle-akşam, serinlikte, gece vs. değil sürekli sulamak gerekmektedir. Tabliyeyi ilk 7 gün boyunca sürekli olarak üzerinde su birikintisi olacak şekilde sulamalıyız. Aynı zamanda kalıbı sökülmüş veya sökülmemiş olsun kolon ve kirişlerimizi bu süre boyunca sürekli sulamalıyız. Ancak bu sayede beklenen ölçülerde dayanıma (sağlamlığa) sahip beton elde edebiliriz.
Bize istenilen dayanımda beton üreten hazır beton firmalar mevcut. Biz yeter ki projemizde hesaplanan dayanımda beton isteyelim, dozajla beton siparişi vermeyelim, beton sınıfını belirtelim, firmadan aldığımız betona şantiye ortamında (inşaat başında) ilave su kattırmayalım ve betonumuz kuruduktan sonra sürekli bir sulamayla betonun kür’ünü iyi yapalım.
Deniz ATİÇ
İnşaat Yük. Müh.